Döşeğindir Bu Gazeller: Mahmut Aksoy’dan Gazellertesi

Mahmut Aksoy’un şiirleri pek çetin bir meramın eseri… Ferah bir arazi, muazzam tasavvur. İstikbal onun nevcihan, “yüzünden okunmuyor çöl...” 


Cihanda daha ne çok yol alacak… Kar kış demeden soluklanan dizeleri imtina ile yalpala/t/mayacak yarınlarda.


Bozkırın yırtılan astarıdır diken okulları” diyor Mahmut Aksoy. Sâri değil ki sandukası, sağanak yağmur altında semayı tümden hür bırakan mevtayı deşip azat etsin. Meğer şimşirden de acıymış biberi. “Göbekten tırnağa kadar kül”. Yüksük otuymuş kan tortusu. Yutunca elim bir helakmiş cenneti, nasıl da mayhoş bir elmaymış. “Avcı okullarından mezun olmaktan caymış”. 


Doldurulamayacak mevkii kuşkusuzeğretiden uzak bize ikramiyesiNe bedeller ödemiş kandan ucuz: “Av olmaktan gelen huyları varmış”. Taştanmış bozgun ama alışmayacak, alıştırmayacak! “Gökyüzüne iğne batıracak!


-*-


Ona kısmetmiş meğer yağmur çamur… Dizelerin duvarları okurken de buz gibi. “Harf silgeci” gibi ne önde ne de arkada. Yine de sütunlar dimdik.  


Terli karabasanlar, içten gazeller… Ne vaat etmişler böyle? Ne ant içmişler? Bir kap lapanın uğruna mı bu dizelere atılan şaplak?


Bu yüzden güzergahında sadece yazılı adları diyarların. Saklı barındırdıkları hiddet:

 

Her soru cevabına geçmişten yamalıdır

Anadolu’da niye yağmur niyetlidir lirik mermiler?” 


Belki de yeryüzü ehemmiyetsiz, sadece bir yer çekimi. Çekmiş tahribi. Sanki bir çayan soksa, tatlı gelecek “bahtına kırılan acı bademden”. Bir döşek ki külden, közlere kanmıyor Mahmut Aksoy. “Ocağına sus ağacı dikmişler”, farkında. Biz de farkına varıyoruz mazisinde ne çok şey biriktirdiğini külden de gri. Muhakkak ki o griden yol alarak “bir gün bulacak Bağdat’ı. 


    

Gazellertesi’nde görecek mürüvvetini “geç bırakılmış gül okullarına babadan yaralı çocuklar”. Şimdi sırf veremli diye birilerinin ciğerleri, ölü muamelesi yapmasınlar bize. Mahmut Aksoy’un dizeleri “bohçasında hep kan taşıyor”. 

Yorumlar

Yorum Gönder