Arkeoloji Bilimi Nedir?

 


Arkeoloji denildiğinde birçoğumuzun aklına gizem ve sırların olduğu bir mağaraya, karanlık bir alana veya antik Mısır mezar yapılarına heyecanlı bir grubun yolculukları gelir. Korkutucu derecede sakin bir karakterde olan yaşlı bir adamın evinin gizli bir bölümünde sakladığı arkeolojik eserlerle dolu odası zihnimizde belirir. Bu masalsı örneklerin aksine arkeoloji, bulgularını bir mağara ya da eski bir köşkte saklamayı değil, gün yüzüne çıkararak insanların yararına sunmayı ve korunmasını sağlar.

  Arkeoloji kaçakçılık, definecilik, koleksiyonculuk değildir. Arkeoloji kelimesi Türkçeye "kazıbilim" olarak geçmiş olsa bile bu kelime tam olarak ifade etmez. Kazı, arkeologların geçmişte yaşamış olan insan ve insan topluluklarının izine ulaşıp gün yüzüne çıkarmak için kullandıkları bir yöntemdir. Ve kazılar toplumda bilinenin aksine arkeolojide sıkça başvurulan bir yöntem değil hatta kaçınılan bir yöntemdir. Çünkü kazılarda eser tahribatıyla karşılaşma ihtimalimiz çok yüksektir. Tahribatı en az seviyeye indirmek için teknolojik çalışmalara başlansa da günümüzde bu çalışmalar henüz yeterli değildir. Ama evet, MÖ’ne ait bir yerleşim yerini kazmak ve özellikle sürpriz buluntulara rastlama düşüncesi her arkeoloğa heyecan verir.

  Arkeoloji tarih ve tarih öncesi dönemlerde yaşayan insan toplumlarının kültürel ve toplumsal düzenlerini ele geçirilen maddi kalıntılara dayanarak araştıran, belgeleyen ve insanların gelişim sürecini inceleyip yorumlamaya çalışan bilim dalıdır. Buradaki maddi kalıntıdan kasıt ise insan tarafından doğrudan ya da dolaylı etkilenen ve biçimlendirilen her şeyi kapsar. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü araç gereç, toplumların inancı, sanatı ve örgütlenmesiyle ilgili her şey kalıntı olarak değerlendirilir. En basit barınaktan karmaşık yapılara kadar her türlü kalıntı maddi kültürdür. Ayrıca doğal çevre ile ilgili olarak insan tarafından etkilenen şeyler de (topografya, tarla, bitki, hayvan vs.) maddi kalıntı kapsamı içinde değerlendirilmektedir.

  Arkeoloji biliminin amacı insan ve kültürünün gelişim sürecini doğru ve güvenilir kalıntılarla belgeleyerek ortaya koymaktır.

  Arkeolojinin zaman olarak başlangıcı, insanın ilk olarak standart aleti yapmasıyla başlar. Üst sınırı ise düne kadar gelir. Bu da demektir ki arkeoloji yaşamı en başından ele alır ve sona ermesi ancak tüm yaşamın yok olmasıyla mümkündür. Arkeolojik çalışmalar tarihe yeni teoriler katar, var olan teorileri değiştirir dolayısıyla arkeoloji kendini sürekli güncelleyen bir bilim dalıdır. Buna verilebilecek en iyi örnek Göbeklitepe’dir. Göbeklitepe bulunmadan önceki varsayım, insanların tarıma başlayıp yerleşik hayata geçtikten sonra dine yöneldiği şeklindeydi. Fakat bu tapınaktaki çalışmalar bu teoriyi tamamen yıktı ve ilk yerleşimlerin sadece bu sıralamaya bağlı kalmadığını ortaya koydu. Göbeklitepe’deki insanlar din ile tanıştıktan sonra yerleşik hayata geçmenin bir örneği olarak tarihe geçti. Yani her yeni buluntu ile insanlığın geçmişi hakkındaki bilgilerimiz tamamen değişebilir.


Roza Yalçın

Yorumlar