Yılan Yumurtası

Yılan yumurtasının içinde perhizle geçer zaman. Ne can çeker nimeti, ne duyar kulak mezmuru. Tortusudur rahmin aşk, senin yuvan bedel dantele, ipeğe. Yok, ben rezalete aşinayım, methiyeye değil, hiyaneti kalmasın diye endamının usumda. Bir adet edinmişim ki arar metanet, yadsır meramı. Define mi ki bu gömülsün bağrına?... 

Elin değse yumurtaya atar toksini, cayar kabuktan, çalar akından sazı. Hem ispiyonlar kardeşi, hem bir kuğu zanneder leşi. Pek de iyi bilir cehennemi. Sallansa da dar ağacında, çıkacak günün birinde yumurtadan. 

Henüz çöl görmedi bu yılan ama umman da pek ırak sürüngenden.

 

-*-




Görsel: Sir Anthony van Dyck (1599-1641), “The Brazen Serpent”, 1618-1620, Museo del Prado.

Yılana bahşedilmeden can, haiz oldun yumurtaya. Oysa yılan alır gönlünü… çığlar düşürür feryadıyla, müşterektir sıtmana. Kazır bu diyardan kahrı, ağartır kapkara kömürü. Hele bir çıksın yumurtadan usancın buyruğundaki diyara… Belki kaybeder gözünü de, dilini de ama göçerse bu diyardan, yitirir saltanatını köy, ekin vermez tarlalar. Sıçanlar basar tarlaları, kemirirler kütükleri. Azmanlaşır cenabetler, harcarlar hasadı, sömürürler emeği.  Ardından ağlar tüm sürmeli gözler. 

Ağlamak da çözüm değil. İyi geçinsinler yılanla.

 

-*-


 

 Uzan tekrar şilteye, iyice ört yorganı, döşekte et kahvaltı. Sal ummana, kırılsın yumurta, atsın içindeki meymeneti. Hani kurbağa da değil ki lazım olsun busen. Tosbağa mı bu ifşa olsun bağası? Bir asalak ki bin bir türlü acuze, ne sakil gözleri, ne bedbaht kulağı.  

 Giderse yaver şansı, muhakkak beyin olur, geçilmez o haşin kibrinden. Suyun feyzinden doğan yılan… Senin böğrüne sürünen yılan… Bitirir perhizi.

Yorumlar

Yorum Gönder