İnsanların en temel ihtiyacı, yaşamına devam etmesini sağlayan gereksinimlerini karşılamak olarak bilinir. Oysa ruhun temel ihtiyacı olan güvende olma hissini doyuramadıktan sonra hiçbir ihtiyacın bir önemi kalmaz. Ne yediğimiz yemekten ne de yattığımız yerden bir şey anlamayız. Derin bir belirsizlik kuyusuna düşmüş ve artık ışığı göremez oluruz. Kuyunun karanlığı elimizi bağlar, nefes almamızı engeller. Artık yaşamın tadı olmaz sadece adı olur. Yaşarız sadece…
İçinde bulunduğun dünyanın aylar sonra senin keşfettiğin bir kuyruklu yıldız tarafından yok edileceğini bilseydin ne yapardın? Oturup bu kaçınılmaz son için ağlar mıydın? Ya da bu sonu değiştirmek için elinden geleni yapar mıydın? Onlar her ikisini de yaptılar. Kurtuluşa giden her yolu denediler ve tükendiklerini hissettiklerinde ağladılar. Hemen ardından ise tekrar denemeyi bildiler. Peki, onlar kim mi? Dr. Randall Mindy ve Kate Dibiasky.
Amerikan yapımı filminin orijinal adı “Don’t Look Up” olurken yapım yılı ise 2021’dir. Hiciv türünde bir bilimkurgu olan filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Adam McKay yapmıştır. Birçok ünlü ismi bir araya getiren filmin oyuncu kadrosu şu şekildedir; Leonardo DiCaprio, Jennifer Lawrence, Rob Morgan, Jonah Hill, Mark Rylance, Timothée Chalamet, Ariana Grande, Scott Mescudi, Cate Blanchett ve Meryl Streep.
Bir öncekinin ayısı olan bir güne uyanıp her zamanki işlerini yapan Dibiasky, nefes kesen bir keşif yaptı. Bu keşif muazzam büyüklükte bir kuyruklu yıldızın ilk tespitine dayanıyordu. Büyülü bir an yaşatan yıldızın gelişiyle sevinçten dört köşe olan Dr. Mindy ve Dibiasky, yıldızın yörüngesini hesaplarken büyük bir sorunları olduğunu fark eder ve bunun üzerine İçinde NASA’nın yetkilileri de olmak üzere bir dizi yerle iletişim kurarlar. Daha sonra Beyaz Saray’a gider ve dünyayı bekleyen tehlikeyi anlatmaya çalışırlar. Artık her ikisi de güvende olma hissinden çok uzaktır.
Film alışılmışın dışında ilerler. Olayların anlık ve kopuk
bir şekilde gitmesi zaman kavramını bulanıklaştırır. Ayrıca bu denli hızlı
sahne değişimleri hikâyeden kopmamıza da neden olur. Ancak beklenmeyen bir
senaryoyu ve sonu sunan Yukarı Bakma filmi izleyiciye farklı bir zevk verir.
Bilimkurgu filmlerinde her dâhim mutlu son olur. Kahramanlar
azimle mücadele eder ve dünyanın kaderini değiştirirler. Ancak insanlar kendi
aralarındaki iletişimi sağlamaktan acizken evrendeki problemleri nasıl
çözebilir ki. Göz önünde olmanın ve ihtişamın büyüsüne kapılan insan için,
önemli olan doğrular mıdır yoksa kazanç mıdır? Buna cevap vermek oldukça zor
çünkü seçimlerimizi içinde bulunduğumuz koşullar etkiler. Ancak yok olmuş bir
dünyada kazanç sağlamanın bir önemi yoktur.
Eleştirel bir senaryonun ışığında çekilen Yukarı Bakma filmi,
bazılarına anlamsız gelebilir. Ancak filmdeki temel nokta dünyanın bir grup
insana ait olmadığı ve onu korumanın herkesin görevi olduğudur. Bu da filmi
oldukça gerçekçi yapmaktadır. Özellikle dünyayı kendininmiş gibi sahiplenen
bunca insan varken.
Evren büyüleyici güzellikte ancak aksi kanıtlanmadıkça bizim
yaşayabileceğimiz ve evrendeki güzellikleri görebileceğimiz tek bir yer var. Dünya…
Madem hala böyle bir yere sahibiz o zaman neden “Yukarı Bakma ”yalım...
İyi seyirler…
Berfin Yalçın
Yorumlar
Yorum Gönder