Huzurum Kalmadı


 O neşe bir sırça kadehti ki, kırılmıştı,  der Tanpınar sayfa altmış yedide. Koca bir neslin savaşsız huzur dolu günler beklentisini ve bir düzen arayışında kendini, aşkı buluşu ve elde edemeyişi elbette okurların da huzurunu kaçıracaktı. Hâlbuki  Mümtaz,  insanlardan kaçıyordu. Onların anlamsızlığından kaçıyordu. Onların anlamsızlığından haraptı. Onlar meselesiz yaşıyordu,  diyerek sayfa üç yüz yirmi dokuzda bu bunalımı gözler önüne seriyordu. 


Mümtaz kimdir, yaşı kaçtır pek tanımam , ne yalan söyleyeyim. Fakat Mumtaz'a ve Tanpınar'a sevdalı, onun için günlük tutan ve mektuplar yazan ve de bunlarla sevilen Tuba Dere'yi muhabbetle selamlıyorum. Yazdığı kitapta başkahraman olarak Mumtaz'ı seçmesi ayrı bir incelik.


Neyse, biz Huzurdan bahsediyorduk. Eserde hastalık,  ölüm,  sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri gibi konular iç içe verilmiş ve şekerparenin göbeğindeki fındık gibi Mümtaz ve Nuran aşkı ortaya konmuştur. Kitabın cağı yarın asır kadar bir değişiklik gösterse de problemleri hala aktiftir. En başta salgın hastalık mevzusu, göç ve siyasî çalkantılar ister istemez bizi de bir nizam arayışına itiyor. Ben bu kitabı biraz da astigmat gözlüklerine benzetirim. Çünkü görme sorunu yaşamayan bir insan baktığında görme duyusu bulanıklaşır. Aynı suretle dönemi görüp anlamak için iyiden biraz daha iyi bir kitaptır. Huzurunuzun bozulmadan keyifle okumanız dileğiyle..

Yorumlar