Toplumsal sorunlarla çok küçük yaşlarda tanışan ve hayatını sürdürebilmek için önünde pek fazla seçeneği bulunmayan Michael Oher’in hayatını anlatan bu film, hayatın her iki yüzünü de gösterdiği anları seyirciye sunar. Yaşı küçük ama bedeni büyük olan Michael, hayatının ilk anlarından başlayıp, 16 yaşına kadar olan süreçte iyi bir aile hayatı yaşamamakla birlikte hayata nasıl tutunacağını bile bilememekteydi. Annesinin bağımlılık halinden ve babasının hapishanede olmasından kaynaklı sosyal hizmetler tarafından diğer kardeşleriyle beraber henüz 7 yaşındayken evinden ayrılmak zorunda kalan Michael, ailesi olarak benimseyeceği insanlarla tanışmadan önceki dönemi bazı zamanlar koruyucu ailelerin yanında bazen ise evsiz bir şekilde geçirdi. Hayatın acımasızca savurduğu bu çocuk istemediği çete hayatına dâhil olmamak için eğitim hayatına yönelmeye çalıştı. Ancak eğitim sisteminin, bu tarz öğrencilere karşı yanlış tutumu onun bu konuda ilerleyişini gölgelemekte, adeta kaçtığı karanlığına hapsetmeye çalışmaktaydı. Fakat her zaman işler kötü gitmez. Bazen en soğuk ve karanlık dönemimizde, karşımıza karşılıksız yapılan iyilikler de çıkar. Her şeyin insanın elinde olabileceğini ve merhametin sadece bizlerle aynı olan kişilere değil farklı olarak nitelendirebileceğimiz kişilere de gösterebileceğimizi hatırladığımız anda değişim başlar. Önce bizde, sonra tüm dünyada… İşte bu değişimler hayatın karşımıza çıkardığı mucizelerdir.
Hayata gelme süreci bizimle ilgili gibi gözükebilir ancak bizim elimizde olan ve bizim kararlarımızla şekillenen bir şey olmamakla birlikte; aile, bölge, cinsiyet, renk, ırk ve benzer şeyler hayatımızın çoğu aşamasını olması gerekenden fazla etkilemektedir. Seçim hakkımızın olmadığı ve baştan sona adaletsiz bir yaşam sürmemize neden olan bu nitelikler Michael’ı de bir hayli zorlamaktadır. Bireysel bir hayat sürdüğümüzü iddia etmenin yanlış olduğunu fark etmemize neden olan bazı anlar vardır. Kör nokta filmi de bu anlardan biri olarak karşımıza çıkar. Çünkü insanın toplumsal bir varlık olduğu ve hangi aşamada olursa olsun toplumsal yargılarla karşılaşabileceği filmde seyirciye kısa da olsa sunulur.
Hayat, sadece bize ait gibi gözüken ancak toplumun her kesimiyle ve kurumuyla paylaştığımız bir zamandır. İstesek de bu zamanda özgür olamayız. Tuohy ailesinin olamadığı gibi. Toplum kendimiz için aldığımız kararların doğruluğundan emin olsa bile karşı çıkabilir. Çünkü bu kararları almak göründüğünden daha zordur. Herkesin veremeyeceği kararlar herkesin tepkisini toplar. Michael’ı Tuohy ailesinin bir ferdi haline getirmek ve her koşulda ona güvenmek, her zaman onun yanında olmak da bu zor kararlardan biridir. Ancak ne yapmak istediğini sadece beynimizle değil kalbimizle de anlar ve bilirsek yürüyeceğimiz yol aydınlanır ve her zorluk baş edilebilir hale gelir. Leigh, güçlü bir kadın olmanın yanı sıra ne istediğini bilen biridir. Ve o Michael’ı gördüğü ilk anda onu yalnız başına kaderine terk etmek istemediğini anlamıştı. Michael’a gösterdiği şefkatle ona bir gelecek sunan bu iyi kalpli kadın ve onu sonuna kadar destekleyen ailesi için her şey olması gerekenden daha güzel bir hal alır. Tabi zorluklar aşıldıktan sonra…
Sevgi bağıyla birbirlerine bağlanan Tuohy ailesi bir bütün haline gelen koca bir aile olur. Bize ise Amerika’nın toplumsal sınıf ayrımları başta olmak üzere, dünya genelinde yapılan bütün ayrımlara karşı bir tepki olan bu ailenin birbirleriyle kesişmelerini izlemek kalır. İyi seyirler…
Berfin Yalçın
Yorumlar
Yorum Gönder