Hercai menekşe açar gözleri kanla kıyım kıyım. Oynar çalı çırpıyla, reçelden biberonu. Günden güne renklenir samimi. Camdan seyrederken zadegan, aldatır yine kocasını.
Hercai menekşe gayri meşru bir çocuk, bedbaht eder dikeni. Hep reddeder sadakasını. Nitekim, artık menekşe sabıkalı.
Hercai menekşe durur misli misli derin yarık bir damardan. Pek bir kinlidir çalı çırpıya, sakınır canım renkleri. Menekşe eder zehir zıkkım ortak olursa derdine. Bahçede gezerken zadegan, gömer dibine mektupları. Menekşe durur mu? İspiyonlar renkleri gözyaşından kağıtları. Kurt düşer içine kocanın, büyülenmiş renklerden, sular cicisini özenle, görür bir şeyler toprağa gömülü. Nitekim, artık menekşe hükümlü.
Hercai menekşe yatar işlemediği suçtan. Tek kabahati bitmek. Ne savunur kendini ne ikna eder ihtiyarı. Bir makasın ucunda dalları. Pası lekeler otları. Çırılçıplak tutuşur kazıkta.
Nitekim, artık menekşe gıyap.
-*-
Çok şükür, bugünleri de gördü menekşe. Bu bahçenin yeşili, ıstırabın şifası… Zaten girmiş rüyalara kurtçuklar, şimdi bu bahçe onun oltası. Ad takacak gürbüz bebeklere. Ama olmak istiyorsa kalıcı, şen şakrak renklenmeli. Aksi halde, artık menekşe musibet.
Zadegan affetmiş menekşeyi. Yavaş yavaş ihtiyar da karısını. Güven ki bir rüzgâr kadar ani, soğuk, savrulan toz kadar hafif. Solabilir birkaç saniyede, hortlatır çatlak yarıklardan maziyi.
Fevkalade zamanlar: hem sonbahar hem ilkbahar. Dikizler menekşe her gece pervazı, ah o taş kalpli, sağır, dilsiz menekşe…
Hercai menekşe pür dikkat, evde bir çıt çıktı mı… Menekşe pür dikkat, ufak bir mum yandı mı… Yok mu bu gece bir hırgür?... Yok mu bu gece bir dalaş?... Yok mu hiç dert tasa ki mektup yazsın zadegan?...
-*-
Hercai menekşe solup gider yavaştan. Yerine ne dikilecek kime ne? Minik eller, minik ayaklar, cıvıl cıvıl bahçe. Hal böyleyken menekşe öğrenir adını dadıdan. Nitekim, artık menekşenin canı sıkkın.
-*-
Fevkalade zamanlar, ama hatırlayan kim… Taş kalpli, sağır, dilsiz menekşe, sen de mi düşecektin bu hallere?...
Kurt kocayınca olmuş köpeğe maskara, beyazladı mı saçların? Artık zamanı el etek çekmenin dünyadan. Zadegan bile unuttu seni, kaç yaşına bastı gürbüzler? Ama unutmadı bahçıvan. Der ki “dikelim buraya papatya, kurtulalım şu menekşeden, kurtulalım maziden, unutalım hırgürü”.
Menekşe de memnun hükümden, nitekim artık menekşe ölü.
Yorumlar
Yorum Gönder