Kraliyet Sarayında Bir "Spencer"

Göz önünde olmak çoğumuz için büyüleyicidir. Hatta bazıları bu durumun eksikliğinden rahatsız olabilir. Sonuçta hepimiz kendi hayatımızın başrolüyken, neden göz önünde olmayalım ki...

Ancak başta insana güzel gelen bu his her zaman aynı etkide olmayabilir. Bazen yorucu ve yıpratıcı olan bu durumdan kaçmak için büyük çaba harcarız. Kendimizle baş başa kalmak isteriz. Sevdiğimiz insanları bile görmeye tahammülümüz olmaz. O an istediğimiz tek şey görünmez olmaktır. Ancak bu pek mümkün değildir. Özellikle de Galler Prensesi Diana ya da sadece Diana Frances Spencer için.

Bütün dünyada yaptıklarıyla göz önünde olan Kraliyet ailesinin hayatı hepimizi meraklandırır. Peri masallarını andıran bu hayat, bizi çocukken dinlediğimiz o masal dünyasına geri götürür. Bu yüzden Kraliyet mensuplarının özel hayatına karşı durdurulamaz bir merak duygumuz vardır. Bu duyguyu medya aracılığıyla bastırırız. Çünkü görmek istediğimiz her şeyi medya bize sunar. Mutlu ve gösterişli bir hayat…

Peki, görmek istediklerimizle gerçekler aynı olmazsa ve her masal mutlu sona ulaşmazsa. O zaman ne hissederiz?

Senaryosunu Steven Knight’ın yazdığı ve yönetmenliğini Pablo Larrain’in yaptığı Spencer filmi, 2021 yapım biyografi, dram ve tarih filmidir. Filmin oyuncu kadrosunda Prenses Diana rolünde Kristen Stewart, Prens Charles rolünde Jack Farthing, Prens William rolünde Jack Nielen ve Prens Harry rolünde Freddie Spry yer alır. Kraliyet ailesinin olmazsa olmazı Kraliçe Elizabeth rolünü ise Stella Gonet üstlenir.

Spencer film, Prens Charles ile 1981 yılında hayatını birleştiren Galler Prensesi Diana’nın hayatının kısa ama önemli bir kesimini anlatıyor. Dillere destan bir düğünle dünya evine giren Prens ve Prensesin mutsuz bir evliği vardır. Bu mutsuz evlilik elbette medyaya yansıtılmamaya çalışılır. Dışarıya yansıtamayacağı mutsuzlukla mücadele etmeye çalışan Diana, yavaş yavaş duygusal çöküş yaşar. Ve hayatını değiştirecek karara adım adım gider.


 Katı kuralları olan Kraliyet ailesinin ferdi olmak bazıları için yeterince zordur. Bunun üzerine, yaptığı her hareketle olay olmanın yükümlülüğü gelince insan, zamanla çevresi kalabalık olan, ancak kendi içinde mutsuz ve yalnız bir insan olunabilir. Tıpkı Galler Prensesi Diana ya da sadece Diana Spencer gibi…

İngiltere Kraliyet ailesinin bir üyesi ve tüm dünyanın prensesi olan Diana hakkında birçok film yapıldı. Çünkü Diana herkesin merak ettiği aynı zamanda takdir ettiği bir kadındı. Adını ayın ve avcılığın tanrıçası Artemis’ten (Roma mitolojisindeki adı Diana’dır) alan bu güçlü kadının evlenmeden önceki soy ismini alan Spencer filmi, Diana’nın evliliğini sonlandırma kararına giden kısa bir dönemi ele alır. Filmin başında evliliğindeki sorunlar hakkında duygusal bir bunalım yaşayan mahcup bakışlı Prenses, daha sonra verdiği mücadelenin aslında bir benlik mücadelesi olduğunu anlar. Kristen Stewart’ın gösterdiği üstün performansla Diana’nın boşanma kararını almasına giden aşamanın zorluğu izleyiciye yansıtılır. 1991 yılının Noel tatili sürecinde alınan bu karar Diana’nın Spencer olduğu zamanlara duyduğu özlemi yansıtır. Her şeyin zor geldiği bu dönemde kimliğini arayan bu genç kadın, aynı zamanda büyük bir yalnızlıkla mücadele eder. En yakını diyebileceğimiz Prens Charles bu durumun farkındadır. William’da bunun farkındadır. Ancak o babasının yaptığını yapmaz ve çocuk haliyle annesine destek olmaya, onu anlamaya çalışır. Prenses Diana’da oğullarının akılları ermezse bile onu anladığını ve sevdiğini her an bilir.

Diana’nın Noel tatilinde verdiği bu psikolojik mücadele filmin ilk anında izleyiciye aktarılır. Özgürce büyüdüğü topraklarda yolunu kaybeden Diana, geçmişinin yavaşça silindiğini anlar ve asıl benliğiyle bir bağ kurmaya çalışır. Bu bağ da bilinmeyen birinin yaptığı bir hamleyle kurulur. Ve Galler Prensesi çok eskilere dayanan Spencer ailesinin daha öncelerde kraliyet ailesine üye olmuş ferdi Anne Boleyn’le tanışır. Onun ayak izlerini gören Prenses, kendine yürünmemiş bir yol çizer. Kraliyet ailesinden ayrılır. Ancak o hala tüm dünyanın Prensesi olmaya devam eder.


Diana’nın bu yola ulaşmak için verdiği mücadele kasvetli ve soğuk koridorları olan sarayda attığı her adımla izleyiciye gösterilir.

Diana’nın verdiği mücadeleyi anlatan film, onun ruhsal sıkıntılarını izleyicilere hissettirir. Sadece yaşadıklarını anlatmaz bizi Diana ile empati kurmaya ve bir anlığına da olsa o olmaya teşvik eder.

Bazı masallar mutlu sonla bitmez. İyi seyirler…

Berfin Yalçın

Yorumlar