Mavi Mağarada "Kar (Snijeg)"

Aida Begic’in ilk uzun metrajlı filmi Snijeg, savaşın yıkımını savaş sonrasında yarım kalan insanların gözüyle anlatır. Günümüz tarihine çok uzak olmayan bu kanlı olay, Balkanları kaosa sürükleyen iç savaşın hatıralarını sırtlarında yük olarak taşıyan bir nesli ortaya çıkarır. Bu nesil, ulusal kimliklerini oluşturmak için sinemayı araç olarak görür ve yaşananları kendi bakış açılarıyla insanlara ulaştırırlar.

Savaşın etkilerini 2008 yılında yaptığı Snijeg filmiyle anlatan yönetmen, seyirciyle olan ilişkisini ilk sahnelerde belirler. İçinde nefret, ırkçılık ve duygusal ögelerinin yer almadığı film, seyircisinin konuyla özdeşleşmesi istenmez. Sadece olanları yaşayanların gözüyle anlamalarını bekler.

İçten bir bakış açısının hakkim olduğu filmin yapımında yer alanların büyük çoğunluğu yaşanan bu olaya tanıklık etmiş insanlardan oluşur. O dönem ve sonrasının zorluğunu, yaşanan kayıplara rağmen akmaya devam eden hayata ayak uydurma çabalarını bilen ve göstermek isteyen bu bakışlar usta oyunculuklarla yansıtılır.

Filmin ana mekânı Bosna Hersek’teki bir köydür. Geriye kalanların çoğunluğu kadın ve çocuk olan bu köyde ulusal kimliğini koruyarak hayatta kalmaya çalışan bir grup insan birlikte yaşar. Babaları, çocukları ve eşleri hakkında belirsizlikleri olan bu kadınlar, hayata tutunmak için el birliğiyle çalışır ve kendileri için bir gelecek inşa etmeye çalışırlar. Bu geleceğin sadece üretimle mümkün olduğunu Alma (Zana Marjanoviç) karakteri üzerinden aktaran yönetmen, bu karakteri ilerlemenin sembolü olarak sunar.

Kendi topraklarını ekip, kendi ürünlerini üreten, bütün Bosna’ya yetecek kadar üretim yapmak isteyen Alma, Ekonomik zihni temsil eden güçlü bir kadın olarak karşımıza çıkar. Alma’nın öncülüğünde üretim yapan başka kadınlarda filmde yer alır. Bunların hepsinin içlerinde belirsizlikle taşıdıkları acıları ayrı ayrı seyirciye iletilir. Ancak bu durum incelikle işlenmiş senaryo sayesinde hissedilmeden yapılır. Filmin sonunda Nadija (Jasna Beri), Safija (Vesna Masıc), Jasmina (Sadzida Setic), Lejla (Alma Terziç), Sabrina (Jelena Kordic) ve Nana’nın (Irena Mulamuhic) yaşadıklarına dâhil fikir sahibi olduğumuzu anlarız.

Geçmişlerini yanlarına alıp ilerlemeyi amaçlayan bu kadınların her birinin acıları farklı, yaşadıkları ise aynıdır. Bu ortak geçmişle birleşen kadınlar, usta oyunculuklarıyla acılarını kendi gözleriyle seyirciye aktarır. Bu acılar bizde ağlama hissi uyandırabilir ama acıma hissi uyandırmaz. Onları anlayabilir ama onlara üzülemeyiz. Savaşın yıkımını görür ama bu yıkımı hissedemeyiz. Çünkü Begic, bizim karşımıza acılı kadınları çıkarmaz, acısıyla baş edebilen ve geleceğe umutla bakan kadınlar çıkarır. İzlerken bize düşen sadece takdir etmek olur. İyi seyirler…

Berfin Yalçın

Yorumlar

Yorum Gönder