Sunak; dini amaçlar için adakta bulunulup üzerinde kurban kesilen taştan bir ögedir. Genellikle tapınak gibi kutsal mekânların yakınında, içinde veya dini törenlerin yapılabildiği diğer yerlerde bulunur. Yuvarlak, kare veya dikdörtgen biçimindeki sunakların gövde kısmı çeşitli motiflerle bezendiği gibi düz olarak da bırakılabilir. Bir kısmının üzerinde yazı da bulunabilmektedir.
Antik Çağ’da sıra mimarisi olarak tasarlanmış sunaklar vardı. Sunağın üzerinde kurban kesilerek adakta bulunulabileceği gibi, sıvı dökülerek, tütsü yakılarak da adakta bulunulabilirdi. Tanrılara kurban edilecek hayvanlar arasında büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, domuz ve kümes hayvanları bulunurdu. Erkek hayvanlar tanrılara, dişi hayvanlar tanrıçalara kurban edildiği gibi, farklı tanrı ve tanrıçalara kurban edilecek hayvanlar da farklı olabilmekteydi. Resmi törenlerde, kurban edilecek hayvan süslenerek müzik eşliğinde sunağa doğru götürülürdü. Bir veya birkaç kişi, içinde kurbanın kesileceği bıçağın bulunduğu sepeti, su testisini ve tütsüyü taşırdı.
Sunağın önüne gelindiğinde, kurbanın başına su serpilerek hayvanın başını sallaması sağlanırdı ki bu, hayvanın kurban edilmeye razı olduğuna bir işaret olarak yorumlanıyordu. Daha sonra hayvanın kafasından bir parça kıl kesilerek sunağın üzerinde yakılan ateşe atılırdı. Kurbanı kesecek olan kişi önce bir baltayla hayvanın kafasına vurarak onu bayıltır, sonra da orada hazır bulunan kadınların çığlıkları eşliğinde boğazını keserdi. Ölen hayvanın derisi yüzülerek parçalara ayrılır, uyluk kemikleri yağlarla kaplanarak sunak üzerindeki ateşte yakılırdı. Hayvanın etli kısımları ise orada bulunanlar tarafından pişirilerek topluca yenirdi.


Yorumlar
Yorum Gönder