Geçmişte yaşamış olan insan toplulukları, uygun coğrafi şartları barındıran alanlara yerleşmiş, buralarda zamanla şehir ve medeniyetler kurmuşlardır. Bu yerleşim yerlerinden biri olan Anadolu; besin ihtiyacını karşılayabilecek topoğrafik özelliklere ve su kaynaklarına sahip olması nedenlerinden ötürü birbirinden farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu sebeple Anadolu bünyesinde geçmişten günümüze kadar gelen birçok eser ve kalıntılar barındırmaktadır. Bunların birçoğu müzelerde sergilenirken bir kısmı da taşınamaz oldukları için bulundukları yerlerde halka sunulmaktadır. Ülkemizde toplam 75 tane antik kent bulunmaktadır.
Sözünü edeceğim Antik kent yapılarını muhakkak bir çoğumuz duymuşuzdur. ‘Falanca antik kentinde filanca antik kentinde böyle bir eser bulundu.’ gibi söylemlere denk gelmişizdir. Veyahut antik kentlere daha yakından tanık olup gezmiş olabiliriz de . Peki antik kent nedir? Biz nereyi geziyoruz? Antik kente duyduğumuz veya gördüğümüz yapıların anlamı ne? Bir antik kenti gezdiğimizde oranın bir bazilikaya sahip olması veya bir amphitiyatro ya sahip olması neyi gösterir? Bu antik kent yapıları ne anlamlara geliyor? Bir antik kent hangi yapılardan oluşur ve bu yapılar hangi amaca hizmet etmektedir?
Antik kent ziyaretlerinin daha verimli olabilmesi için hangi yapının ne amaçla kullanıldığını da bilmek gerekir. Antik kentlerde ihtiyaç doğrultusunda yapılan bu yapılar genel isimler almıştır. Bazı yapılara değinelim.
AKROPOL :
Bütün kentlerin ortak noktası diyebileceğimiz bölgedir. Merkezi bölgenin adıdır. Kimi antik şehirlerde saray yani idari yapının, kimisinde tapınak yani dini yapının olduğu akropol , bazı antik şehirlerde ise kamu binası olarak adlandırabileceğimiz bütün yapıları içine alan bir yer halini alır. Antik dönemde genelde kentlerin yüksek olan kısımları akropol olarak kullanılır. Bunun en önemli sebebi güvenlik kaygısıdır.
Pazaryeri olarak adlandırılan agoralar, kentlerin ticari ve sosyal anlamda merkezi olarak adlandırılabilir.
STADİON:
Her antik kentte olmayan , uzun planlı inşa edilen stadyum olarak bilinen yapıdır. Koşu , disk atma , cirit atma gibi müsabakaların yapıldığı yerdir.
Antik kentlerin en çok bilinen ve günümüze kadar en sağlam şekilde ulaşan yapıları tiyatrolardır. Çeşitli eğlencelerin , kutlamaların yapıldığı yerlerdir. Aynı zamanda bazı tiyatrolarda yapılan eklemeler sonucu gladyatör dövüşlerinin de gerçekleştirildiği bilinmektedir.
HAMAM:
Antik kentlerin ortak yapılarından birisi de hamamlardır . Roma döneminde günlük yaşamında önemli bir parçası olan hamamların su ihtiyacı su kemerleri vasıtasıyla taşınan suyun ısıtılması ile sağlanırdı.
NEKROPOLİS:
Nekropolis , ölüler şehri ya da mezarlık olarak bilinir. Antik kentlerde nekropollerde sandık şeklinde olan ve üzeri yine taş bir kapakla kapatılmış mezarlar olur ki bunlar lahit olarak adlandırılır. Ölen kişiler değerli eşyalarıyla beraber bunların içine yerleştirilir. Lahitlerin üzerinde ise ölen kişinin hayatından sahneler işlenir.
Tanrı ya da tanrıça adına adakların adandığı , hediyelerin verildiği ve kurbanların kesildiği yerlerdir.
GYMNASİON:
Kentlerde gençlere spor eğitiminin verildiği yapılardır. Roma döneminde hamamların fonksiyonu, Helenistik dönem ile gymnasiumlara geçer.
TETRAPYLON:
Dört yolun kesiştiği kavşak noktasına yapılan anıtsal yapıdır. Üzerine süslemeler ve kabartmaların bulunduğu yapı dört yöne de açılır.
NYMPHAİON:
Şehirlerin anıtsal çeşmeleridir. Kentlerin su ihtiyacının karşılanmasının dışında şenlikler ve kutlamalar için de kullanılan yapılardan birisidir.
Heroonlar , antik çağda kentlerde adından söz ettirmiş olan yönetici , asker ya da varlıklı insanlar için yapılmış anıtsal mezarlardır. Kentlerin içinde olurlar.
TAK:
Kentlerin anıtsal kapıları olarak bilinse de , aslında bağımsız bir yapı olarak da inşa edilirler. Romalılarda çok yaygın olan tak inşası, genelde kazanılan büyük zaferler anısına yaptırılır ve zafer takı olarak adlandırılır. Dört bir tarafına ise kazanılan zaferi anlatan kabartma sahneler ve süslemeler yapılır.
Kaya mezarları yerleşimlerin biraz uzağında yüksek kesimlere yapılırlar. Birçoğu kral ve soylular için yapılan mezarlardır.
Sözünü edeceğim Antik kent yapılarını muhakkak bir çoğumuz duymuşuzdur. ‘Falanca antik kentinde filanca antik kentinde böyle bir eser bulundu.’ gibi söylemlere denk gelmişizdir. Veyahut antik kentlere daha yakından tanık olup gezmiş olabiliriz de . Peki antik kent nedir? Biz nereyi geziyoruz? Antik kente duyduğumuz veya gördüğümüz yapıların anlamı ne? Bir antik kenti gezdiğimizde oranın bir bazilikaya sahip olması veya bir amphitiyatro ya sahip olması neyi gösterir? Bu antik kent yapıları ne anlamlara geliyor? Bir antik kent hangi yapılardan oluşur ve bu yapılar hangi amaca hizmet etmektedir?
Antik kent ziyaretlerinin daha verimli olabilmesi için hangi yapının ne amaçla kullanıldığını da bilmek gerekir. Antik kentlerde ihtiyaç doğrultusunda yapılan bu yapılar genel isimler almıştır. Bazı yapılara değinelim.
AKROPOL :
Bütün kentlerin ortak noktası diyebileceğimiz bölgedir. Merkezi bölgenin adıdır. Kimi antik şehirlerde saray yani idari yapının, kimisinde tapınak yani dini yapının olduğu akropol , bazı antik şehirlerde ise kamu binası olarak adlandırabileceğimiz bütün yapıları içine alan bir yer halini alır. Antik dönemde genelde kentlerin yüksek olan kısımları akropol olarak kullanılır. Bunun en önemli sebebi güvenlik kaygısıdır.
BOULETERİON :
Kent meclisi olarak kullanılan yapılardır. Kenti yöneten soylu kesimin , toplantılar yaptığı ve kent adına kararların alındığı yapılardır.
Kent meclisi olarak kullanılan yapılardır. Kenti yöneten soylu kesimin , toplantılar yaptığı ve kent adına kararların alındığı yapılardır.
Pazaryeri olarak adlandırılan agoralar, kentlerin ticari ve sosyal anlamda merkezi olarak adlandırılabilir.
STADİON:
Her antik kentte olmayan , uzun planlı inşa edilen stadyum olarak bilinen yapıdır. Koşu , disk atma , cirit atma gibi müsabakaların yapıldığı yerdir.
Antik kentlerin en çok bilinen ve günümüze kadar en sağlam şekilde ulaşan yapıları tiyatrolardır. Çeşitli eğlencelerin , kutlamaların yapıldığı yerlerdir. Aynı zamanda bazı tiyatrolarda yapılan eklemeler sonucu gladyatör dövüşlerinin de gerçekleştirildiği bilinmektedir.
HAMAM:
Antik kentlerin ortak yapılarından birisi de hamamlardır . Roma döneminde günlük yaşamında önemli bir parçası olan hamamların su ihtiyacı su kemerleri vasıtasıyla taşınan suyun ısıtılması ile sağlanırdı.
NEKROPOLİS:
Nekropolis , ölüler şehri ya da mezarlık olarak bilinir. Antik kentlerde nekropollerde sandık şeklinde olan ve üzeri yine taş bir kapakla kapatılmış mezarlar olur ki bunlar lahit olarak adlandırılır. Ölen kişiler değerli eşyalarıyla beraber bunların içine yerleştirilir. Lahitlerin üzerinde ise ölen kişinin hayatından sahneler işlenir.
Tanrı ya da tanrıça adına adakların adandığı , hediyelerin verildiği ve kurbanların kesildiği yerlerdir.
GYMNASİON:
Kentlerde gençlere spor eğitiminin verildiği yapılardır. Roma döneminde hamamların fonksiyonu, Helenistik dönem ile gymnasiumlara geçer.
TETRAPYLON:
Dört yolun kesiştiği kavşak noktasına yapılan anıtsal yapıdır. Üzerine süslemeler ve kabartmaların bulunduğu yapı dört yöne de açılır.
NYMPHAİON:
Şehirlerin anıtsal çeşmeleridir. Kentlerin su ihtiyacının karşılanmasının dışında şenlikler ve kutlamalar için de kullanılan yapılardan birisidir.
Heroonlar , antik çağda kentlerde adından söz ettirmiş olan yönetici , asker ya da varlıklı insanlar için yapılmış anıtsal mezarlardır. Kentlerin içinde olurlar.
TAK:
Kentlerin anıtsal kapıları olarak bilinse de , aslında bağımsız bir yapı olarak da inşa edilirler. Romalılarda çok yaygın olan tak inşası, genelde kazanılan büyük zaferler anısına yaptırılır ve zafer takı olarak adlandırılır. Dört bir tarafına ise kazanılan zaferi anlatan kabartma sahneler ve süslemeler yapılır.
Kaya mezarları yerleşimlerin biraz uzağında yüksek kesimlere yapılırlar. Birçoğu kral ve soylular için yapılan mezarlardır.
Roza Yalçın














Bu güzel bilgiler için teşekkürler 🌚
YanıtlaSil