Ain'i Bile Kıskandıran Sular

Bu yazı efsanevi black metal topluluğu Watain’in “Waters of Ain” adlı olağanüstü eserinden alınan ilhamla yazılmıştır.


Şu kızıl patikanın da ötesinde, meşe ağaçlarını geçer geçmez bekler seni billur bir kumsal ama henüz giriş yasak…


Bir gün, sen de seyre dalacaksın o kristal kumları ve o manzara tiksindirecek seni Holbein’in tablolarından bile, öyle ki bir daha geçmeyecek aklından o gür bağlara dönmek.


O sular ki Ain’i bile kıskandırır bir bahar sabahı. Yaz bitti bitiyor kime ne?  Seni üzen ne varsa tarihe karışacak desem?



Orada çay yapraklarıyla çekileceksin engin bir inzivaya…         

Bırak ötsün baykuş dilediği kadar. Çolpa da olsa ulaklar, incilerin saklıdır güvenli bir yerde. Bu sular sunacak sana daha nice inci ve boğulacaksın kuruşlara. Bahtın artık bu kumsalın tek hayaleti ve sen de buranın dünyanın en güzel yeri olduğuna getireceksin kanaat...


Bir zamanlar defetti burada dalgalar manayı arayan şu iki garibanı. Ama korkma, seni değil. 

Kumsal da reddetti onları ve geri gönderdi körfez geldikleri gibi çünkü o kayalara kurşuni bir mühür damgalı. 

Son bir lokma verdi fırtına iki garibana, çevrede tüten bacalar ne beddualar etti… İtelediler son okşadıkları martıyı da kumsaldan ve yasaklandı bu kumsal tümden onlara.


Tazeydi sütü kumsalın ama o da bozuldu tıpkı pirinç heykelin göğüslerinin pörsüdüğü gibi. O heykel ki kafasını çevirmiş öteye ve vaazlarına gütmüştü kin. 

         Tam da o zamanlar şu iki gariban bilemediler kime ve neye edeceklerini hürmet… 

         Dikenlere mi yoksa kan kırmızısı fiyonklara mı? 

         Ayrıca bir şey daha vardı akıllarını kurcalayan: 

         Affedecek miydi Tanrı onları o meşhur incilerin sahibi oldukları için?


Daha önce de kovalanmışlardı ulu bir ormana. Kışın ilk kar tanesinde kazılıyordu mezarları en soğuk taşlara. Öyle ki uçtular yardan aşağı ve kaybettiler oracıkta tüm incilerini. İşte şimdi bu kumsalda onların incileri. Seninkiler de burada.



Sen de bir sineksin örümceğin ağına teslim olmuş. Başka bir şey değil. Kumsalda son tufandan beri bir med-cezir… Ama kıtlık da açmış ağzını, lağıma ettiğin hürmet gibi açlığa hasret. Burada o iki gariban gibi sürüneceğini düşünüyorsan aklından defet bu düşünceleri.


Serinletecek öte çöllerin kumları bu suları daha da. Dinecek tüm hararetin. Yitecek bu Dünya’nın tüm nimetleri gözünde ve ferahlatacak içini puslu hava bile.

Zamanında hep derdin bütün bunları sanat, ilim, irfan için. Kuru gürültüler daha da arttı sen derin bir sessizliğe gömülünce. 


Şimdi yaklaşabilirsin girişe, az kaldı.

Başın bir giyotinin altında.


Burak Bayülgen

Yorumlar