Canlı varlıkların maddi bölümü olarak nitelendirilen beden toplum için ne ifade eder? Bedenin parçaları olan organlardan (yüz, kol, vb.) birinin farklılaşması bireyi, ötekileştirmeye yeter mi?
Çağdaş Polonya sinemasının bir ürünü olan bu film; maddi varlığın önemini, ayrımcılığın ve ötekileşmenin toplumdaki yerini eleştirel bir dille gösterir. Bitiminde belli bir topluma özgü olmayan bu davranışların, bir insan ruhunu, yara almış bir bedeni nasıl kırdığını ve yalnızlaştırdığını görürüz.
Twarz filmi, yönetmenliğini Malgorzata Szumowska'nın yaptığı 2018 yılı Polonya yapım dram filmidir. 68. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Gümüş Ayı Jüri Grand Prix Ödülünü kazanır. Oyuncu kadrosunda Mateusz Kosciukiewicz (Jacek), Agnieszka Podsiadlik (Jacek’in ablası), Roman Gancarczyk (Rahip), Małgorzata Gorol (Dagmara) ve Anna Tomaszewska (Jacek’in annesi) yer alır.

Kendine özgü, güçlü bir görsel stille oluşturulan film, karakterin dünyayı görüşünü seyirciye yansıtır. İncelikle hazırlanan senaryoya mükemmel uyumlu bu görsel kurgu, karakterlerin sadece gösterdiklerini değil hissettiklerini de yansıtmalarına yardım eder. Filmin geçtiği taşra, huzur verici olsa bile yerlilerinin pek de huzurlu olduğu söylenemez. Türkiye’de ‘Yüz’ ismiyle yayınlanan filmin ayrıntılarına bakalım (spoiler içerir).
Film taşrada yaşayan insanlar arasında geçer. Bu insanlar birbirini tanıyan, gelenek ve göreneklerini beraber devam ettiren dindar insanlardır. Dini duygularını kanıtlamak ister gibi dünya üzerinde yer alan en büyük İsa heykelini yaparlar. Bu heykele verdikleri önem kilisenin maddileştiğinin de göstergesi olur.
Polonya’da dünyanın en büyük İsa heykelinin yapım çalışmalarında yer alan Jacek, tahlisiz bir olay yaşar. Bu olay özgür ruhlu bu gencin bütün hayatını değiştirir. Değişimleri kabul eden ve hayatına kaldığı yerden devam etmek isteyen Jacek’in hesaplamadığı bir durum vardır: Toplumun farklılıklara karşı kırıcı tutumu.
Çağdaş Polonya sinemasının bir ürünü olan bu film; maddi varlığın önemini, ayrımcılığın ve ötekileşmenin toplumdaki yerini eleştirel bir dille gösterir. Bitiminde belli bir topluma özgü olmayan bu davranışların, bir insan ruhunu, yara almış bir bedeni nasıl kırdığını ve yalnızlaştırdığını görürüz.
Twarz filmi, yönetmenliğini Malgorzata Szumowska'nın yaptığı 2018 yılı Polonya yapım dram filmidir. 68. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Gümüş Ayı Jüri Grand Prix Ödülünü kazanır. Oyuncu kadrosunda Mateusz Kosciukiewicz (Jacek), Agnieszka Podsiadlik (Jacek’in ablası), Roman Gancarczyk (Rahip), Małgorzata Gorol (Dagmara) ve Anna Tomaszewska (Jacek’in annesi) yer alır.

Kendine özgü, güçlü bir görsel stille oluşturulan film, karakterin dünyayı görüşünü seyirciye yansıtır. İncelikle hazırlanan senaryoya mükemmel uyumlu bu görsel kurgu, karakterlerin sadece gösterdiklerini değil hissettiklerini de yansıtmalarına yardım eder. Filmin geçtiği taşra, huzur verici olsa bile yerlilerinin pek de huzurlu olduğu söylenemez. Türkiye’de ‘Yüz’ ismiyle yayınlanan filmin ayrıntılarına bakalım (spoiler içerir).
Film taşrada yaşayan insanlar arasında geçer. Bu insanlar birbirini tanıyan, gelenek ve göreneklerini beraber devam ettiren dindar insanlardır. Dini duygularını kanıtlamak ister gibi dünya üzerinde yer alan en büyük İsa heykelini yaparlar. Bu heykele verdikleri önem kilisenin maddileştiğinin de göstergesi olur.
Polonya’da dünyanın en büyük İsa heykelinin yapım çalışmalarında yer alan Jacek, tahlisiz bir olay yaşar. Bu olay özgür ruhlu bu gencin bütün hayatını değiştirir. Değişimleri kabul eden ve hayatına kaldığı yerden devam etmek isteyen Jacek’in hesaplamadığı bir durum vardır: Toplumun farklılıklara karşı kırıcı tutumu.
Değişime
kapalı bu toplum; farklı dinler, ırklar ve hatta kendi içlerinden olan ama
görünümü değişen Jacek hakkında hoş olmaktan uzak diyaloglar kurmayı
kendilerinde hak sayarlar. Toplum için önemli olan şeyin maneviyat mı yoksa
maddi varlık mı olduğunu tartışma konusu yapan bu film, izleyicilerine öz
eleştiri yaptırır.
Yaşadığımız
hayat, kendi hayatımız da olsa toplum kendinde söz hakkı bulur. İçinde
büyüdüğümüz bu toplumların farklılıklara karşı ön yargıları bulunur. Bu
kişilerin kötülüğünden ziyade insanların bilinmezlere karşı gösterdiği
davranışlarla ilgilidir. Kendimize ve içinde bulunduğumuz topluma eleştirel bir
bakış açısıyla bakmamızı sağlayan bu film izlenmeye değer. İyi seyirler.

Yorumlar
Yorum Gönder