Julien'in Velayeti

Film izleme aktivitesini, başka hayatlara açılan bir kapı olarak tanımlayabilirim. Bu kapı her zaman ışıklı bir alana açılmaz, hayatın karanlığının tam ortasında yer alan ışıksız evlere de açılır. Bu haftaki yazıda karanlığa açılmış bir kapıdan dört kişilik parçalanmış bir aileye bakacağız.

Velayet, Xavier Legrand’ın ilk uzun metrajlı filmi olup, 74. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü almaya hak kazanır. Ayrıca 44. Cesar Ödülleri’nde En İyi Özgün Senaryo Ödülü, En İyi Film Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ve En İyi Kurgu Ödülü’nü kazanan film dikkat çekici bir anlatıma sahip.

2018’e damgasını vuran dram/gizem türü filmin oyuncu kadrosunda; Lea Drucker (Miriam), Denis Menochet (Antoine) ve Mathilde Auneveux (Josephine) gibi dikkat çekici isimlerin yanı sıra Thomas Gioria (Julien) gibi yeni oyuncular da yer alır. Legrand tarafından yazılan senaryo, basit bir anlatımla oldukça tarafsız bir şekilde seyirciye sunulur. Oyuncuların üsttün performansıyla kendini izleten filme biraz daha yakından bakalım (spoiler içerir).


Film, aile içi şiddeti konu alır. Antonia’nın hem kendisine hem de çocuklarına karşı olan baskısından ve şiddetinden kaçmaya çalışan Miriam, çocuklarıyla yeni bir hayata başlamak ister. Bu yeni hayatta istenmeyen kişi; “o adam” yani Antonia’dır. Ama bu hayatın kurulması kolay olmaz.

Antonia’nın şiddete olan eğilimi ve ataerkil bir toplumun getirisi olaraktan eve ve evdekilere karşı olan üsttün olma davranışları dayanılmaz boyutlara gelir. Miriam’ın, çocuklarının ve hatta ailesinin korkulu rüyası haline gelen bu adam yaptığı her davranışı kendine hak sayar. Bu konuda da haklılık payı var. Çünkü kanunlar onun tarafında yer alır ve davranışlarının yoğunlaşmasına zemin hazırlar.
Miriam, yeni bir hayat kurmak ve çocuklarına korkudan uzak bir yaşam vermek için uzun yıllar süren evliliğini bitirir. Eski eşi Antoine tarafından sürekli tehditlere maruz kalan Miriam, adres ve telefon numarasını devamlı değiştirir. Ama kendince aldığı bu önlemler onu takıntı haline getiren Antonia’yı durdurmaya yetmez.

Josephine, 18 yaşına basmak üzere olduğu için bu velayet davasına dahil değildir. Ama en az Julden kadar o da babasından korkar.  Zaten filmin az bir kısmında yer alan bu karakter ailevi sorunlarını geride bırakıp kendine ait bir hayat kurma isteğindedir.


Filmin merkezinde yer alan ve aile içindeki şiddetin çocuklar üstündeki etkisini yansıtan Julien, yaşından beklenmeyecek bir şekilde annesini, babasının şiddetinden korumaya çalışır. Adını söylemeye korktuğu babasıyla vakit geçirmek zorunda kalan küçük çocuk, duygularını özellikle araba sahnelerinde seyirciye yansıtır. Bu sahnelerde seyirciler Julien’i sadece izlemez, aynı zamanda o olup içinden çıkılmaz duygu yoğunluğunu da hissederler. Yani çocukluğun çaresizliğini…

Filmin can alıcı bazı sahneleri var. Bunlardan biri olan ilk sahnede velayet davasına bakan yargıç ve tarafları görürüz. Kamera hareketlerini ustaca kullanan Legrand’da Ferhadi gibi bizi karar verici konumuna koyar. Antonia’nın savunmasına pek inanmayan yargıç, kararını yasaların gerektirdiği şekilde verir. Bu karar sona giden başlangıç niteliğindedir.

Bir başka can alıcı sahne de araba sahnesidir. Miriam’ı takıntı haline getiren Antonia’nın, Julien’i korkutup evlerinin adresini aldığı bu sahne küçük Julien’in performansıyla yaşanan dramı yansıtır.
Gerilimi doruk noktasında yaşatan son sahnede korkunun, çaresizliğin ve şiddetin bütün renklerini görmek mümkün. Şiddetin herkes için yıkıcı olduğunu gösteren bu sahne, olayların bitimiyle herkesin kendi yaşantısına döndüğünü komşu aracılığıyla gösterir.


Filmin tamamında gerilimi sağlayan Legrand, film boyunca müzik yerine yüksek ses efektleri kullanır. Bu yöntemle gerilimin nabzını tutan usta yönetmenin filmi kesinlikle izlenmeye değer. İyi seyirler.

Berfin Yalçın

Yorumlar