Bir Yol "Üç Hayat"

İran Yeni Dalgası’nın en etkin isimlerinden biri olan Jafer Panahi, yaptığı filmlerle sinema severlerin dikkatini üzerinde toplar. Bunun sebeplerinden biri en ince detayların bile yer aldığı ustaca hazırlanmış kurgudur. Ancak Panahi’nin sineması sadece bir kurgudan ibaret değildir, izleyicisine kurmaca içinde belgesel tadı da verir.

Panahi’nin sinemasını anlamak için kısaca ondan da bahsetmek gerekir. Panahi, Avrupa’daki büyük festivallerin hepsinden ödüller alabilmiş yegane İranlı yönetmen, senarist ve yapımcıdır. İslam Devrimi’yle değişin yeni rejimin kararı sonucu 2009 da tutuklanan Panahi’nin film yapması bu tarihten itibaren, “ulusal güvenliğe karşı işlenen suçlar” gereğince 20 yıl yasaklanır. Panahi bu duruma rağmen sesini ve benliğini Avrupa’ya duyurmanın bir yolunu bulur. Film yapmasının yasaklandığı dönemde en dikkat çekici filmlerinden biri olan “Bu bir film değil” diri 2011 yılında ev hapsindeyken çeker ve Avrupa’da yayınlar. Bununla birlikte sinema sektörü yeni bir bakış kazanır. Yönetmenin içinde yaşadığı ve gerçeklerin kurgulandığı bir bakış…

Filmleriyle farklı bir gerçeklik sunan Panahi; sınırlar, yasaklar ve engeller dahilinde nasıl yaşanılacağını, bunların nasıl aşılacağını anlatmaya çalışır.

Samimiyet, Panahi için yaşam kadar önemli olup, filmlerinin temelinde yer edinir. Üç Hayat filminde de her anlamda samimiyeti görür, duyar ve hissederiz. Birçok eleştirmen tarafından takdir toplayan filme kısaca bir göz atalım (Spoiler içerir).

Panahi’nin Üç Hayat filminin ilk gösterimi 2018 Cannes Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde gerçekleşir ve aynı yarışmada en iyi senaryo ödülünü kazanır. Ödüllerin yanı sıra izleyenlerin de takdirini kazanan filmde, üç kadın anlatılır. Yaşamlarının farklı aşamalarında olan bu üç kadın; İran’ın geçmişi, şu anı ve geleceği olarak tasvir edilir.

Başrollerinde Behnaz Jafari, Jafar Panahi ve Marziyeh Rezaei’nin yer aldığı film, izleyiciye film içinde film olarak sunulur. Panahi senaryosunun gücünü bildiği için filmin final sekansı dışında hiçbir yerde müzik kullanmaz. Üç Hayat’ta geçmişin küskünlüğünü, şimdinin kabullenişini ve geleceğin umudunu ince mizahla anlatan yönetmen, kameraların konumuyla seyircileri filme dahil eder.

Filmin konusu ise oyuncu olmak isteyen ve konservatuvar bölümünü kazanan genç bir kızın varoluş mücadelesidir. İçinde yaşamakta olduğu toplumun, baskılarına maruz kalan ve buna rağmen hayallerini gerçekleştirmek için mücadele eden Marziyeh’nin en büyük destekçisi Shahrzad’dır.

Çaresizce kendine bir çıkış yolu arayan genç kız (Marziyeh), yaşadığı köyün insanları tarafından sevilen ünlü dizi oyuncusu Behnaz Jafari’yi köyüne getirtmek için yeteneğini kullanır. Marziyeh’nin başına ne geldiğini bilmeyen Jafari ve Panahi büyük bir panikle Marziyeh’nin yaşadığı köye gidip, çaresizce ondan bir iz aramaya başlarlar. Bu köyde karşılaştıkları her şey hem çok yeni hem de çok eski gelmektedir. Tek istekleri ise hayatının baharında olan genç bir kızın elinden tutabilmektir.

Bu köyde yeniliğe ve gelişime kapalı bir insan topluluğu yer alır. Panahi bu toplum üzerinden ülkesini eleştirir ve geleceğin gençlere bağlı olduğunu anlatmaya çalışır. Uzun ve tehlikeli bir yolun sonunda ulaşılan bu köyde, farklı düşüncelere karşı önyargılı, kendi kurallarını koyan, hayatlarını iyileştirmek için hiçbir çaba sarf etmeyen, en önemlisi de kadınları ikinci planda tutan insanlar yer alır. Bu insan topluluğunun köyde, ortak olarak sevmediği iki kişi bulunur. Bunlar Shahrzad ve Marziyeh’dir. Bu iki güçlü kadın diğerlerinden farklı olduğu için toplumdan dışlanırlar.

Filmin geçtiği zamanda artık yaşlı bir kadın olan Shahrazad, İran toplumuna, sinema sektörüne ve en acısı da içinde büyüdüğü köylülere karşı kırgındır. Bu yüzden toplumdan tamamen izole olarak yaşayıp, hiçbir sahnede birebir yer almaz.

Behnaz ise köylülerin her akşam dizisini izlediği ünlü bir oyuncudur. Sinema sektörünün şimdiki zamanında yer alan bu güçlü kadın, zeki ve merhametlidir. Malziyeh için çabaladığını gördüğümüz Behnaz, filmin ilk anlarında yaşanan her şeyin Panahi’nin bir oyunu olduğunu düşünür. Burada Panahi’nin kendi sinemasına gönderme yaptığını görürüz. Ama köye gittiğinde yaşananların gerçekliğine inanması uzun sürmez.

İlk sekansta gördüğümüz Malziyeh, bulunduğu mağarayla ve yaptığı cesur hareketlerle akla Platon’un mağarasını getirir. Kalıpların dışına çıkıp kendi istediği şekilde kendi bilgeliğine ulaşmaya çalışan genç kızın köydeki destekçilerinin tamamının kadın olduğu dikkat çeker. Kendi hayallerini yaşamak isteyen bir kızın haklı savaşı merak duygusunun hakimiyetiyle anlatılır.

İran’da üç güçlü kadının kesişen yolunu anlatan bu film kesinlikle izlenmeye değer. 

Berfin Yalçın

Yorumlar