Çölün Gelini Palmyra

    Şam’ın Kuzeydoğusunda, Suriye çölünde bir vaha olan Palmyra, antik dünyanın en önemli kültür merkezlerinden biriydi. Palmyra Antik Kenti’nin adı orijinali Arapça Tadmor (Hurma Ağacı)’un latinleştirilmiş hali olduğu düşünülüyor. Palmyra Antik Kenti 1980 yılına UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.

    M.Ö. üçüncü bin yılda Tadmor yerleşimi olarak kurulmuş ve Yakın Doğu’nun önde gelen bir şehri ve İpek Yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi haline gelmişti. Çölü aşan yolcular için önemli bir durak olan kent aynı zamanda kent sakinleri için geçim kaynağı olmuştu. Çölün ortasında bulunması kentin dış etkilerden korunmasını kolaylaştırıyordu.

    Birinci yüzyıldan ikinci yüzyıla kadar, çeşitli uygarlıkların kontrolü altına girdiğinden Palmyra’nın sanatı ve mimarisi, yerel gelenekler ve pers etkileri ile Greko-Romen tekniklerini birleştirdi. Yunan, Roma, Arami ve Arap tarzlarının birçok unsurunu bir araya getirmesi sebebiyle arkeologlar ve tarihçiler için büyük önem arz ediyor.

    Kent ayrıca M.Ö. üçüncü yüzyılda geliştirilen Palmyra Alfabesi'yle de tarihsel açıdan önem taşır. Palmyra Yazıtları şimdiye kadar Mısır’dan İtalya’ya kadar birçok ülkede bulundu.

    Palmyra Antik Kenti'ndeki yapılardan; Aramilerin tanrısı Bel için yapılan tapınak, agora, senato toplantı yeri, tiyatro, dini yapılar, Tetrapylon, Tonoz Mahzeni kentin önemli kalıntıları arasındadır.

    2011'de başlayan Suriye İç Savaşı sırasında IŞİD militanları tarafından birçok heykelin yanı sıra Al-Lat Aslanı, Bel Tapınağının büyük kısmı, Tetrapylon’un bazı kısımları, şehrin antik tiyatrosunu yıkıp zarar vermişler. Palmyra Antik Kenti ile özdeşleşen isim olan Khaled al-Esaad Palmyra’daki değerli eserlerin yeri hakkında bilgi vermediği için idam edildi.

    Birçok savaş ve tahribattan kurtulan Palmyra Antik Kenti, önemli bir tarihi ve kültürel hazine olmaya devam ediyor.

Roza Yalçın

Yorumlar