Ne Kadar Yaşama Sevinci?





Natüralist bir yazar olan Emile Zola'nın eseri "Yaşama Sevinci",yaşamın ve sevincin manalarını büyük bir özveride bulunan Pauline üzerinde ses buluyor. Önce ölüme kendi ailesini sonra edindiği ailesini teslim eden Pauline, büyük bir çabayla hayata tutunurken bize çok iyi örnek olacak tutumlarda buulunuyor. Hayat hem parasını hem aşkını harcıyor. Kendi elleriyle sevdiği adamı bir başkasına verecek hatta evlendirecek kadar soğukkanlılıkla fedakarlık yapıyor. Aslında düşünüldüğünde psikolojinin zorlanacağı bu fedakarlıkne bir Polyanna ne de bir Heiditipi yaratıyor. Fen bilimlerinin, eczacılığın, hekimliğin, ve müzisyenliğinin dalına tutunup savruldukça savrulan ve sonunda en sevdiği Pauline ve erkeklik gururuna veda eden Lazere, bilimle tanışan somut dünya insanının çıkmazını gözler önüne seriyor.

İnsanların bu ürkütücü virüs sebebiyle ölüm ve yokluk düşüncelerinin pekiştirildiği günlerde bu kitabı okumak, adeta iç yaşantıma bir ayna tutarak kendimi yoklamamı sağladı.



Ölüm ne kadar yakın, korkmalı mıyım, en çok neyi israf ettim şu hayatta, her şeye rağmen sevecek bir şey uğraşacak bir şey olmalı mı işte bu sorularla kavrulan bir avuç insanın yaşamından örnekle yaşamı daha çok sevmem gerektiği kanısına vardım. Ölümün soğuk yüzü hiçbir zaman bir kurtuluşa vesile olmadı. Ne güzel diyor Necip Fazıl "Ölüm güzel şey perde ardından haber" akabinde " Bu yol bitmiyor, gittiğinde görürsün" İşte bu sözün tek bir ağzından çıkışı bile bir mana, fikir örneği.


Beyzanur Bilyay

Yorumlar