İzzettin Keykavus’un ölümünün ardından 616-634/1219-1236 tarihlerinde devlet erkanları tarafından Sultan I. Alaeddin Keykubad tahta çıkartılmıştır. Sultan Alaeddin Keykubat’ın geçmesi ile bu dönem içerisinde birçok mevzu bahis meydana gelmiştir. Türkiye Selçuklu devleti siyasi, idari ve askeri açıdan zirve bir dönem yaşamış bulunmaktaydı. Tarih boyunca her dönem kendi içerisinde hep bir siyasi tehdit ile karşı karşıya kalmıştır. Bu dönemin siyasi teşekkülü de Moğol baskısının hakim olduğu saha içerisinde cereyan etmektedir. Dünya üzerinde böylesine tehdit uyandıran bir devlet karşısında Alaeddin Keykubat üst seviye stratejileri ile devleti bu siyasi teşekküle karşı ayakta tutmak için büyük çabalar sergilemiştir. Henüz kendi devletine yaklaşmamış iken böyle bir şeyi sezen böylesine ileri görüşlü bir devlet adamının devleti için yaptığı faaliyetleri İbn Bibi, İbnü’l esir, Aksarayi gibi önemli şahsiyetlerin kaynaklarında görmek mümkündür. Alaeddin Keykubat’ın uygulamış olduğu politikalara birde derin olarak bakılması icabet etmektedir.
Alaeddin Keykubat döneminde bütün dünyayı kasıp kavuran bir Moğol istilası hakim bulunmaktaydı. XIII. Yüzyılın başlarında gördüğümüz bu askeri güç önüne çıkan her şeyi ezip geçmekteydi. Moğollar İslam alemi içinde büyük bir tehdit teşkil ediyordu.
Alaeddin Keykubat, Orta Asya’nın büyük bir bölümüne hakim olan böylesine büyük bir güce engel olabilmek için stratejik hamlelerde bulunarak onları engelleme gayesini gütmüş bulunmaktaydı.
Keykubat Taht geçtikten sonra saltanat işlerinin ardından ilk olarak Eyyubilerle aralarında bulunan gerginlikleri halletme yoluna başvurmuştur. Ardından Eyyubi Hükümdarı olan el Melik’ül- Adil’in kızı ile evlenerek münasebetlerini daha sıkı hale getirmiştir. Konya, Sivas ve Kayseri’yi Moğol tehlikesine karşı sağlam surlarla çevirerek büyük önlemler almıştır.
Sultan Barış ve iyilik politikaları ile ülkesi için Moğol kabusuna karşı elinden gelen bütün çabayı sarf etmiştir. Bir savaşın felaket olacağını düşünen sultan sürekli bir anlaşma yoluna başvurarak siyasi kavrayışının ne kadar hat safhada olduğunu bize açık ve net göstermiş bulunmaktadır. Başından beri kaynaklarda beyan edilenlerin üzerine Alaeddin Keykubat’ın barışı ve dostane ilişkileri dış politikasının temelini oluşturduğunu göstermektedir. İleri görüşlü bir sultan olan Keykubat sorumsuz bir hareketle devletin geleceğine zarar vermek yerine her zaman dikkatli kararlar vermiş ve devlete zeval gelmemesi için elinden gelen çabayı göstermiştir. Moğol istilasının böylesine birçok bölgeyi kasıp kavurduğu bir asırda Alaeddin Keykubat her zaman doğru kararlar almaya çalışmış, devletini her türlü zorluk karşıda ayakta tutma gayesini gütmüştür.
Burada Keykubat’ın yapmış hamlelere değinmemiz bir makale konusu olacağı için şimdilik Moğol tehdidine karşı Alaeddin Keykubat’ın stratejik hamleler ile vermiş olduğu kararlara değinmemiz yeterli olacaktır. Her devlet adamı devletine zeval gelmemesi için elinden geleni yapmalıdır. Öyle ki bazı devlet adamları bunu kılıç yolu ile halleder iken bazı devlet adamları ise dönemin şartlarına rağmen böylesine dünyayı tehdit eden büyük bir gücün karşısında stratejik zekası ile bunu sağlamıştır. Dünya böyle devlet yöneticilerine asırlar öncede ihtiyaç duymuş ve asırlar sonrasında da ihtiyaç duyacaktır.
Hülya Tarhan


Elinize sağlık çok güzel olmuş
YanıtlaSilÇok teşekkür ederiz 😊
Sil