Eski Türklerin iktisadi hayatına bakacak olursak başlıca geçim kaynaklarının hayvancılığın ve çobanlığın temsil ettiğini görmekteyiz. Geçim kaynağının en çok bunlara dayalı olmasındaki ana sebep hiç kuşkusuz yaşamış oldukları coğrafyadır. Türkler için en ehemmiyetli hayvanın at olduğu bilinmektedir. Attan sonra ise onların başlıca geçim kaynaklarından olan koyun gelmektedir. Bu iki hayvanın o dönem için değerli olduğunu niteleyen en büyük kalıntılardan bir tanesi de Afanasyevo kültüründe bulunan koyun kemikleri ile at kemikleri ile karşılaşılmış olunmasıdır. Ayrıca Türk bozkırlarında at ve koyunun yanında bir de sığır, katır, deve gibi hayvanlara da rastlanmaktadır.
Böylelikle her iki tarafta birbirinin ihtiyaçlarını karşılamış durumda bulunmaktaydı. Dünya üzerinde büyük bir yankı uyandıran Avrupa Hun imparatorluğu kudretli teşkilatı ile de ticarette canlılık uyandırmış vaziyette idi. Öyle ki Orhun kitabelerinde de halkın refahının sağlanması için ticaretin büyük önem arz ettiği belirtilmiştir.
Sonuç olarak Eski Türkler de İktisadi hayatında daha çok sanayinin, ticaretin, maliye gibi unsurların önem derecesine değinmiş bulunduk. Ekonominin önemi ve ekonomi ile birlikte devletlerin arasındaki anlaşmaların da ehemmiyeti önemli bir unsur olduğunu görmekteyiz. İki devlet arasında yaşanan savaşlarında mali getirileri eski Türk devletlerinde büyük bir önem arz etmekteydi.
Dünya’da birçok devlete kendini tanıtan kadim bir millet olan Türkler, dönemin şartlarına nazaran yüksek bir harp sanayisine de sahiptiler. Bu yüksekliğin göstergesini de demir oluşturmaktadır. Demir işlemek o çağlarda son safa olarak görülmektedir. Demirden öncesinde bakır, bronz ve altın işleyiciliği vardır. Afanesyova kültürünün bulunmuş olduğu çağda M.Ö. 3000’lerden kalma bakırdan yapılmış olan bıçak, teller, küpe ve diğer süs eşyalarına rastlanmaktadır. Bu çağlarda Altaylar’da gerçek bir altın endüstrisi merkezi olma durumu mevcut durumda idi. Burada oluşan madencilik Tanrı Dağlarına kadar cereyanlarını hissettirmiştir. Türk toplumunda mesleki olarak önemli yer arz eden madencilik ve demircilikte kılıç, kalkan, mızrak, temren gibi parçalar meydana getirilmekteydi.
‘‘ Bozkır Türk halkı arasında mahir marangozlar, tahta oymacılar da vardır. Asya Hunları masa, sandalye, koltuk, dolap yapıyorlar, karyola ve perde kullanıyorlardı. Bu ev eşyalarını Çinliler Hunlardan öğrenmişlerdi.
Debbağlı san’atı da Ruslara Bulgarlardan geçmişti. Eski Türkler elbiseleri için ütü bile kullanmakta idiler.’’
Tük devletleri yakınında bulunan devletler ile karşılıklı alışverişlerde de bulunmaktaydılar. At, konserve et, deri, kösele, kürk hayvani gıdaları onlara satar ve karşılığında ihtiyaçlarını karşılayacak hububat ve giysi gibi eşyalar alırlardı. Asya Hunları, Göktürkler, Uygurlar Çin, Batı Bunları ise Bizans ile karşılıklı esasları ticarete dayalı olan antlaşmaları yapmıştırlar. Türklere Çin’den pirinç, ipekli kumaş gibi ürünler gelmekteydi. Roma ve Bizans ile de karşılıklı alışverişler mevcuttu.
Devletler arasın da yapılan antlaşmalar da ticaretin gelişmesinde büyük etken olmuştur. Bakır, altın, tunç, Gümüş gibi madenlerin işlenmesi de devletleri bir adım öne götürmüş ve sanayinin de gelişimine katkı sağlamıştır. Bu madeni yapılan parçalarda Arkeolojik kazıların ardından ele geçirilmiştir.
Hülya Tarhan


Yorumlar
Yorum Gönder