Antik Roma, İtalya’nın Tiber
kıyısı yakınında kuruldu ve zaman içinde üç kıtaya yayılan büyük bir devlet
haline geldi. Kökenini Antik Yunan’a dayandıran bu devletin tarihi ise Remus ve
Romulus efsanesine dayanıyor.
Efsaneye göre Remus ve Romulus
kardeşler Savaş Tanrısı Mars ve Rhea Silvia’nın ikizleridir. Irmağa bırakılan
ikiz bebekler bir dişi kurt tarafından sudan çıkarılıp emzirilir. Daha sonra
ikizleri bir aile bulur ve evlat edinir. İkizler Roma şehrini kurmak için kurt
tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerde şehri kurmaya çalışırlarken
tartışmaya başlar ve kavga ederler. Bunun üzerine Romulus kardeşi Remus’u
öldürür. Böylece devletin ilk hükümdarı olur. Bu olay efsane olarak kabul
görür. Çünkü ikizlerin varlığına dair kanıtlara ulaşılmamıştır.
Antik Roma; imparatorları, halkı
ve köleleri ile birçok filme, diziye ve kitaba konu olmuştur. İmparatorları,
yaşam biçimleri, tarihte izini bırakan önemli insanları ile günümüzde bile
popülaritelerini korumaktadır.
Antik Roma, ilk başlarda krallar
tarafından yönetilmekteydi. Halk, krallığı tiranlık olarak gördüğünden bu
yönetim şeklini reddederek senato ve halk adına şehri yönetmek için cumhuriyet
rejimini getirdi. Roma Cumhuriyet döneminde, Agustus’un cumhuriyeti tek başına
yönetebilecek yetkiler almasıyla ve cumhuriyet döneminde kimseye verilmemiş
hakları ele geçirilmesiyle Roma’nın ilk imparatoru oldu. Sınırları genişleyen
Roma İmparatorluğu tek kişi tarafından yönetilmeyecek kadar büyüdü. Bu durum
karşısında her bir parçanın başında bir imparator olmak üzere Roma
İmparatorluğu dörde bölündü. Bu sistem bir süre işledi ve ülke daha rahat
yönetildi. Ama engellenemez sorunlar belirmeye başladı. Anlaşmazlıklar dört
imparator ile dörde katlandı. Sistemin tamamen çökmesinin yanı sıra iç savaşların
çıkması ile de ülke yönetimi zayıfladı. Katliamlar ve barbar saldırıları
imparatorluğu daha da zor duruma soktu. Çoğu kendi ordusu tarafından olmak
üzere elli yılda elliye yakın imparator öldürüldü. Roma, bir zamanlar tüm
dünyayı ele geçiren kavimler göçü ile Batı Roma ve Doğu Roma olarak ikiye
bölündü. Zaman içinde tarih sahnesinden çekildi.
Sıra dışı bir imparatorluk ve
kesintisiz refahın yanı sıra şiddet ve baskı da söz konusuydu.
Roma toplumu; köleler, azledilmiş
olanlar ve Romalı doğmuş özgür vatandaşlar şeklinde bir hiyerarşik yapıya
sahipti. Her özgür Romalının muhakkak kölesi vardı. Kölelerin hiçbir hakkı
olmamakla birlikte intiharları bile yasaktı. Birçok köle günün sonunda bir
odaya sıkışıp yatar, sabahın ilk ışıklarında hemen işe koyulurlardı. Roma halkı
sosyal yaşam amaçlı Arenalarda büyük gösteriler düzenlerdi. Yırtıcı hayvanların
önüne insan atar ve köleleri dövüştürürlerdi. Bunun yanı sıra kadınlara yönelik
de hak ve hukuk bakımından sınırlar vardı. Kadının toplumdaki yeri pek önemsenmemekte,
sadece eşlerine iyi hizmet etmeleri beklenmekteydi. Öte yandan Romalılar
eğitimli, kültürlü, politikada uzman, yazar ve şair ruhlu insanlardı. Birçok
filozofun ve sanatçının yetiştiği, kültürü ve sanatı ile birçok medeniyeti
etkileyen Roma hem bu kadar şair ruhlu hem de bu kadar acımasız olmayı nasıl
başarıyordu?
Roma’da günlük yaşam kişinin
statü ve ekonomisine bağlıydı. Ancak hepsi için rutin bir yaşam söz konusuydu.
Zengin aileler gündelik işleri için köleleri kullanılıyordu. Eğitim yoksul ve
köleler için mümkün değildi. Roma’da aile yapısı ve evler önem teşkil ediyordu.
İnsula, domus, özel villalar gibi her bütçeye uygun mimari yapılar
yapılmaktaydı.
Antik Roma’da ekonomi tarım ve
ticarete dayanmaktaydı. Birçok coğrafyaya hükmeden Antik Roma’da gelir de insan
kaynağı da vardı.


Yorumlar
Yorum Gönder