İnsan yaşamının başlangıcı, neden dünyada olduğu, hastalığın, acının, var olma sebepleri gibi sorular hep merak konusu olmuştur. İnsanın doğasında olan merak, neticelendiremediği sorulara, insana özgü yaratıcılıkla yanıtlar vermeye çalışmıştır. Bilimin çok gelişmediği zamanlarda efsaneler birçok farklı kültürde ortak sorulara yanıt vermekteydi.
Bu hafta sizlerle bu efsanelerden biri olan fantastik
içerikli filmler veya aynı türde kitaplarda da sık sık karşılaşabileceğimiz “Pandora’nın
Kutusu” efsanesine bakacağız. Bu efsane çok zaman önce sadece ölümsüzlerin
(Tanrılar ve Titanlar) yaşadığı dönemde Prometheus’un Tanrı Zeus’tan ateşi
çalmasıyla başlar.
Titanların tanrılara karşı çıkardığı ayaklanmada kehanet gücüne sahip olan Prometheus, Titanların tanrılara karşı yenileceğini bildiği için o ve kardeşi Epimetheus tanrılar tarafında yer alarak Baş Tanrı Zeus ve Olympos Tanrılarına sadakatini bildirdi. Bu duruma kayıtsız kalmayan Zeus ise sadakatleri için her iki kardeşi de ödüllendirdi. Onlara Dünyada yaşayan ilk yaratıkları yaratma görevini verdi. Epimetheus hayvanları oluşturdu ve her birine özel bir beceri ve korunma şekli verdi. O esnada erkek cinsini oluşturmaya çalışan Prometheus insana –bir korunma özelliğinin olmadığını görünce- Zeus’a insanın ateş yakmasına izin verip veremeyeceğini sordu. Zeus ise bu soruya olumsuz bir yanıt verdi. Çünkü ateş sadece tanrılar içindi ama insanın bir çeşit korunmaya ihtiyacı vardı ve Prometheus, Zeus’u görmezden gelerek insana ateşi verdi. Bu yüzden Prometheus cezalandırıldı; Zeus onu zincirlere vurarak Kafkas Dağları’nda kimsenin bulamayacağı bir kayaya bağladı. Prometheus her gün yeniden oluşan karaciğeri üzerinde ziyafet çekmesi için bir kartal gönderdi. Böylece Herakles Prometheus’u bulup kartalı öldürene ve Prometheus’u serbest bırakana kadar bu işkenceye her gün katlanmak zorunda kaldı. Prometheus’tan ateş armağanını kabul ettikleri için de insanların (dünyada sadece erkekler vardı) cezalandırmasını düşünen Tanrı Zeus erkeği cezalandırmak için “Pandora”nın yapılmasını emretti. Tanrı Hephaistos tarafından çamurdan yaratılıp biçimlendirilen Pandora’ya Tanrıça Aphrodite kadınlığından verdi. Tanrıça Athena el sanatlarını öğretti, Tanrı Helmes de hilekâr ve meraklı olmayı öğretti. Tanrılardan bilgelik, güzellik, nezaket, cömertlik ve sağlık armağanlarını içinde barındıran Pandora, Yunanca “tüm armağanları taşıyan” anlamına geliyor. Dünyadaki ilk kadın olarak gönderilmek üzere hazır olan Pandora’ya Tanrı Zeus bir kutu uzatır ve bunu asla açmamasını tembihler. Fakat tanrılar Pandora’nın veya bir başkasının bir gün merakına yenik düşüp bu kutuyu açacağını ve kötülüklerin dünyaya yayılacağını bilerek verir. Tanrı Zeus Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’un kapısına gönderir. Daha önce kardeşi Prometheus aracılığıyla tanrılardan gelecek hediyeleri almaması konusunda uyarılmasına rağmen Pandora’nın güzelliği karşısında afallayan ve tüm uyarıları unutan Epimetheus Pandora ile evlenir. Bir gün Pandora merakına yenilip Zeus’un uyarılarını hiçe sayarak ona verilen kutuyu açar. Kutudan insanı yeryüzünde mutsuz edecek bütün kötülükler çıkar. Bu manzara Pandora’yı epey korkutur. Hastalık, acı, yalan, iftira, iki yüzlülük, ahlaksızlık, kötülük adına ne varsa hepsi yeryüzüne yayılmıştır. Pandora kutuyu olabildiğince hızlı kapatmaya çalışınca tek bir şey içeride kalmıştı: umut.
Birçok versiyonu bulunan bu efsanenin bazılarında
umut Pandora’nın kutusundan çıkmıştır. Efsane birçok sanatçının eserlerine de
sirayet etmiştir. Bu efsane hakkında detaylı bilgiye Antik Dönem yazarlarından
Hesaiodos’un “Theogonia (İşler ve Günler)” eserinde rastlamak mümkün.
Peki sizce umut Pandora’nın kutusundan çıkmış
olabilir mi?
Roza Yalçın


Yorumlar
Yorum Gönder