Son zamanlarda televizyon dizisine uyarlanan kitaplarıyla Gülseren Budayıcıoğlu'nu pek tanır olduk. Hastalarının öyküsünü dramatik bir biçimde -ya da gerçekten bu dramayı yaşadıkları için- ele aldığı eserlerinde toplum olarak önyargılarımızın bir ölçüde kırılmasını sağladığını düşünüyorum. Bu hikayelerden en güzeli kanaatimce Camdaki Kız'dır. Çünkü kitaptaki Nalan karakteri bizim saf ve korunan geçmişimizi yansıttığını varsayıyorum.
İncelemeye kitabın adından başlayacak olursak şunu kesinlikle belirtmeliyim ki kitapta pürü pak bir şeylerin varlığı kesin. onu da şuna dayandırıyorum. Mesela bir otomobil alımında sıkça kullanılan "kız gibi araba" deyişi ve bir üflemeli çalgı aleti olan neyin en güzel biçimine "kız ney" denmesi, içindeki "kız" ibaresi sağlam korunan bir gerçekliği ortaya koyar. Elbette başlık için bu yeterli av değil ve ikinci görüşümü de öne sürüyorum.
Evvelden Osmanlılarda Arap bacı denen hane içi hizmetliler olurmuş. Genellikle bu hizmetliler Fas, Cezayir, Mısır gibi uzak ülkelerden paşa dedeler sayesinde gelen bir takım yardımcılarmış. Şimdi diyeceksiniz ki biz kitabı okuyacaktık, siz neler anlatıyorsunuz; hemen izah edeyim. Coğrafi konumu ve aileden kopuşu simgeleyen bu bacılar, her insan gibi ait oldukları yere özlem çekmektedirler. Hasret dolu bir insan en çok pencereden gözlem yapmayı sever. Uzaklara, çok uzaklara gitmek isterken belki en fazla karşıki görebilirler fakat içsel bir bakışla görmek istediklerini görebilirler. Çocukken yağmur yağınca diyorduk ya hani "yağmur yağıyor, seller akıyor, Arap kızı camdan bakıyor...", ha işte o Arap bu Arap!
Bizim Nalan böyle yalnız ve münferit bir kişilik işte. Nereye ait olduğunu bilmeyen fakat sevgiye hasret bir prenses. Orta çağda olsak onun için bir prens bekliyoruz derdik fakat Nalan'ı sevenler ya da sevmek isteyenler maalesef Nalan'a yakışır hiçbir vasıf taşımıyorlar.
Kitap eski bir valinin torunu olan Nalan'ı karmaşık bir aile yapısı içinde çocuğu gibi yetiştirilmesini, yaptığı yanlış evlilik ve ardından gelen birtakım maceraları efsunlayarak anlatır. Nalan adında kin ve nefret barındırmasına rağmen belki de yaşamış gerçek bir prensestir.
Beyzanur Bilyay


Yorumlar
Yorum Gönder