Göbekli Tepe; Şanlıurfa’nın Örencik köyünde yer alan, günümüzden 12 bin yıl öncesine dayanan, binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşmayı başarabilmiş, tüm teorileri yıkan dünyanın en eski tapınım merkezidir.
Peki Göbekli Tepe’yi bu denli önemli kılan ne?
Göbekli Tepe’nin geçmişi Neolitik Çağ’a dayanır. Bu tapınım merkezi 20 futbol sahası büyüklüğünde bir alanda, 24 ton ağırlığında, 6 m uzunluğunda 200’den fazla dikili taşlarla yapılmıştı. Neolitik zaman için sizce de biraz olağanüstü değil mi?
Neolitik Çağ’da yaşayan göçebe avcı-toplayıcı bu topluluk, kilden çömlek yapmayı öğrenmemiş, tekerleği bulmamış, yük hayvanlarını evcilleştirmemiş ve henüz yazıyı kullanmamıştı. Yalnızca ateşin ve birkaç ilkel aletin kullanıldığı bu dönemde, tonlarca ağır ve metrelerce uzun sembollerle bezenmiş bu dini yerleşke nasıl yapıldı?
Son derece muazzam olan bu işlenmiş taşların ve odaların yapılması için büyük çapta bir örgütlenme gerekiyordu. Sadece keskin taşların kullanıldığı dönemde taş temini ve işlenmesi için taş ocaklarına, biçimlendirilmesi için kazıcılara, işlenilen taşları taşımak için ve su kaynaklarına uzak olan alana yiyecek, içecek temini sağlamak için insan topluluğuna ihtiyaç vardı.
Biraz da Stonehenge ve Mısır piramitlerinden de eski olan bu devasa yapının özelliklerine değinelim.
Göbekli Tepe kapısız odalardan oluşmaktadır. Ayrıca Jeoradar taramalarından elde edilen sonuçlara göre gün yüzüne çıkmayı bekleyen birçok oda mevcuttur ve bunların bazılarının yapılış tarihi ana oda olarak belirtilen yapıdan birkaç bin yıl öncesine dayanmaktadır. Yani buz devrinin sonlarına… Göbekli Tepe’nin odalarında T biçimli taşlar yuvarlak planda dizilmiş, araları ise taş duvarlarla örülmüştür. Yapının merkezinde ise daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu taşların yan cephelerindeki kollar ve ön cephede buluşan ellerden dolayı stilize insan heykelleri olduğu düşünülmektedir. Taşlar üzerinde bulunan semboller, saldırma pozisyonundaki hayvan figürleri ve soyut tasvirler de bir o kadar şaşırtıcıdır. Dinsel amaçla yapılan Göbekli Tepe’nin üzeri toprak atılarak kapatılmış ve bu bölgede bir yerleşim daha görülmemiştir.
Göbekli Tepe’den önce var olan bir teori, insanların öncelikle tarıma geçtiği, tarımın beraberinde yerleşik hayatı getirdiği ve daha sonra da din ve tapınakların var olduğu yönündeydi. Göbekli Tepe’nin bulunması ile bu teoride büyük çapta bir değişim yaşandı. Bulgular sonucunda yerleşik hayata geçiş tarım ile değil, tapınakların doğması ile başladığı ortaya çıktı. Bu da kültürel devrimin tarımdan önce gerçekleştiğini gösterir.
Göbekli Tepe hakkında birçok varsayım, teori üretildi ve her yeni buluntu ile birçoğu da önemini kaybetti. Acaba bir sonraki keşifte bizleri neler bekliyor?
Roza Yalçın


Yorumlar
Yorum Gönder