Hiçbir Şeyim Yok Doğruyu Söylemekten Başka

 



Maxwell Anderson’un yazdığı dilimize Mina Urgan’ın çevirdiği 1985 yılında ülkemizde Genco Erkal’ın başrol ve yönetmenliğinde oynanan tiyatro oyunu “Yalınayak Sokrates” ünlü filozof Sokrates’in idamına uzanan hayat öyküsünün son kısımlarına değiniyor. “Genco Erkal’ın aktarımıyla oyunun sahneye konulma süreci şu şekilde;

 1984 yılıydı yeni seçim yapılmıştı, 12 Eylül silindir gibi üzerimizden geçmişti, yeniden demokrasiyi kurmaya çalışıyorduk. Tabiki Kenan Evren cumhurbaşkanı olarak yine başımızdaydı. 1 sene önce Galileo oyunu ortaya koymuştum. Arkasından “ne yapacağız?” diyerek düşünürken 1985 yılında Anderson’un yazdığı “Yalınayak Sokrates” oyununu keşfettim Galileo’nun tersine düşünceleri uğruna ölümden kaçınmayan bir felsefecinin hikayesiydi bu. Bundan 24 bin 450 yıl öncesinden yazılmış bugüne bir demokrasi ve özgürlük çağrısı yapıyordu bu oyun, işte bu yüzden o denem bu kadar ilgi görmüştü.

Oyunu bulduktan sonra bu oyunu kim çevirecek diye Mina Urgan aklıma gelen isim oldu daha önce Shakespeare çevirilerinden tanıyordum o da oyunu görür görmez çok heyecanlandı ve çevirmeye başladı ve üzerinde dramatoloji çalışmalarına başladık. Çok deneyimli, değerli oyuncularla oynayacaktık. Burada Tuncay Çavdar unutulmaz bir sahne tasarımı yaptı, bu oyunu Beyoğlu’ndaki Dostlar Tiyatrosu’nda sahneledik o tiyatro sahnesi 6 metre genişlik 6 metre derinlik normal bir evin salonu gibi bir yeri müthiş şeffaf bir oda yaptıki adeta 10 metreye çıktı boyutlaru. Eşi Sevim Çavdar’da müthiş kostümlerimizi yaptı. Müzikleri ise antik çağda yapılmış papirüslerde kalmış müzik parçalarını değerlendirdim sahne geçişleri için. Tiyatro’nun prömiyerinden sonra oyunumuz çok ilgi gördü ve büyükşehirler dışında (Ankara, İstanbul, İzmir vs) çoğu şehrimizde sahneledik. Bu kadar çok ilgi görmesinin bir diğer sebebi de Sokrates gibi bir filozofu çok sade anlatılmış, sokaklarda dolaşan, eşiyle tartışan, çocuklarıyla konuşan, sanki Nasrettin Hoca gibi. Bu oyunda Sokrates’in halk adamı tarafı herkesle ahbaplık eden, herkesle konuşan, düşüncelerini anlatan çağdaş bir Nasrettin Hoca gibi görüyorum ben. Bu yüzden seyirci tarafında karşılık buldu.”

Bize göre de güzel 1 Saat 12 dakika geçirdikten sonra, bol bol düşünmemizi yer yer gülmemizi sağlayan bşr oyun Yalınayak Sokrates. Sokrates’in karısıyla olakn mzel konuşmları sanki M.Ö. 399 yılında değil de günümüzde gerçekleşmiş havası veriyor.

Oyunda Sokrates’in aşka, paraya, özellikle özgürlüğe bakış açılarına yakından şahitlik ediyoruz;

“Gerçeği arayanlar için para, insanın ahlakını bozmaktan başka işe yaramaz. Çünkü sen parayı almaya alıştın mı, gerçeğin olduğu yere değil, paranın olduğu yere yönelirsin.”

“Siz özgürlüğümüzü elimizden almasaydınız,, biz özgürlüğün ne kadar değerli bir şey olduğunu anlayabilir miydik?”

“İnsan yanlış bildiğini yapacağına ölsün daha iyi dedim ben ömrüm boyunca. Şimdi canımı kurtarmak için yanlış bildiğimi yapar mıyım?”

“Gerçekler bir kenti yıkmaz. Tersine onu özgür kılar, özgür kalmasını sağlar. Işıktan kaçarsak, beyinlerimizi aydınlığa kapatırsak, geçmişin on milyonlarca kenti gibi yok olup gideriz işte.

“Özgür bir dünya yalanlarla yaşayamaz. Ancak bir köleler dünyası yalanlarla yaşayabilir”

Bu oyunu biz içerisinde bulunduğumuz Covid-19 sürecinden dolayı online bir şekilde YouTube platformu üzerinden izledik. Umarız bir gün canlı canlı izleme fırsatı da bulabiliriz. Yazımızı Sokrates’in oyundaki şu son sözüyle bitirelim;

“Asklepios’a bir horoz borcumuz vardı, dostlar unutmasın.”

 

Yorumlar